27 Mart 2012 Salı

Fotoğrafsız

uzak denizlere ait siren sesleri yankılanır bazen bu duvarlarda...ışıklar sönmez, gidenler anılmaz, eskiye dair ne varsa yangın...

şehrin senden ayrı mavi bir telaşı sürmesi, sokak köpeklerinin kavgaları, parkların yeşili... yağmaladığın ne varsa kanına işlensin.

parmak izlerine iyi bak, daha yakın, daha derin, oralarda bir yerlerde sessizliğinin baş harfleri gizli.

ve
sen
bana
gidilmemiş
bir
yol
borçlusun.

24 Mart 2012 Cumartesi

Vapur

ve çoğu mucize sadece uykuyla uyanıklık arasında yaşanır. bir yere ait hissetmenin coğrafya ile alakası yoktur. ezberini bozan ne kadar yangın varsa hepsini biriktir, belki de sadece bit pazarında ışıltılı şeyler bulunca konuşacağız. beklediğin ne varsa geride kalan, kaderine yaz, fallarında dilek tut, sokak köpeklerini kızıdırıp kendini ısırt. kırsaldan ayrıldığın zamanlarda, duvardaki notalarda ama en çok yeşilliklerden umudunu kesince peronların değeri anlaşılır. sahile vurduğun sessizliğinle barıştığın an, işte tam orda senin için diliyorum ki;

sözcüklerine dalgalar karışsın.

14 Şubat 2012 Salı

Buralar çok ıssız

Şimdi sizlere desem ki,

Kalkın;

İlk önce bulutları vurmaya çıkalım, mevsim kararsızlığından utanana kadar kemiklerimizi kıralım, çocuk parklarına inkarlarımızı gömelim ama en çok, en çok vazgeçelim birilerinin fallarına çıkmaktan… şehir yerin dibine gömülsün, çığlar düşsün, cehennemi buyur edelim, kimselere söylemeyelim.

Şimdi sizlere desem ki,

intiharını peronlarda düzenlemek isteyenler tek sıra yapsın, safları sıklaştırsın, sırf geride kalanlar haritalarına lekeli bir işaret koyabilsinler diye toprağa en sevdiği kalemini gömsün, tutulmayacak sözler versin, sokak çocuklarını tekmelesin…

ve

bütün bunların dışında belki de en önemlisi
kendi felaketinizle el sıkıştığınız günü kurutup, bir duvara asın.

Duvar miladınız, çerçeveniz kaderiniz olsun.

Şimdi size desem ki…

9 Şubat 2012 Perşembe

21 Ocak 2012 Cumartesi

Falcı

hikayenizin ucundan bir sokak çalgıcısı tutarsa,
bilin ki
o şehre
sihir yağar...

14 Ocak 2012 Cumartesi

Anatomi

ve bütün yangınların, depremlerin, fırtınaların ardından görüp görebileceğiniz en büyük felaketle lanetlendik. zamanlardan yaza yakınsayan bir bahardı. diğerlerine sorsaydım, bileklerimi dişlerimle parçalamanın kaybolmuş bir hanımefendi intiharı için yeterince trajik sayılmayacağını söylerlerdi. eminim...

...
belki de sırf bu kelimeler yazılsın, bu defterlerin varoluş amaçları gerçekleşsin, sırf güne biraz anlam katılsın diye...

sırf, terk ettiğini sandığın şehirleri başucunda biriktirebilesin, kimseye göstermeden gömdüğün bir inkarın mürekkebine karışsın diye...

...

isminden, sokakları çıkardığın masada, geriye kalanlarda ne varsa, birazı bana ait bunu sen de biliyorsun.



Anlaşalım,

kim daha güzel öldürürse diğerini,
diğeri kıblesini değiştirsin,
sırf kuşlar geri dönsünler diye.

11 Ocak 2012 Çarşamba

şehrin senden önce alev aldığı hikayeler muhakkak vardır köşeye atılmış bavullarda,
nasıl anlatılacağı nereden başlanacağı bilinmeyen mucizeleri gerçekleştirenlere bak,
kadim yalanlarına düğümlenmiştir ,
bir adım atsan...
soğuk...