şimdi,
geriye dönüp baktığımızda
ne değişti?
şehrin ışıkları,sahtekarlıkları ve orospuları hala aynı sokakta...
bu mevsimde,dilenen çocukların ve azizlerin kaderleri kesişir,sen bazı geceler ağzındaki kan kurumasın diye şarkılar söylersin uzaklardaki denizlere...fırtınaların başka sahillere vurur...
yüklendiğin bütün günahlar bir yalana düğümlenir,kefaretlerin alacak defterlerinin köşelerine işlenir,gün gelir mürekkebinde boğulursun da sesini sadece sokak köpekleri duyar...
gemilerine kavuştuğunda rüzgarlara okunacak mektuplar yaz,benim için...anlattığın masallarda bu sefer kötüler kazansın,satırlarında yağmalanmış kentlerin lanetleri ama en çok intiharının planları olsun...bütün zarfların kanınla mühürlensin...
bazı günler,birilerinden intikam alır gibi,kendi kendini kandırır gibi,cesetlerimi çıkarıyorum saklandıkları yerden.
onlar ki;
bu şehrin
boz arafında
kalanlara benzerler,
ne
cevap
verebilir
ne de
rahatça
çürüyebilirler...
sadece bakarız birbirimize böyle günlerde; görüş günü gibi, bir cenazeyi ilk kimin terk edeceğinin gerginliği gibi geçer zaman... sonrası yağmur...
uzun zaman önce, sabahı beklemeyi bırakanlar gibi tavanları seyretmeye başladım...
ve
ben ne zaman vazgeçsem birilerinden ezberlemeye başlarım,kelimeleri,kemikleri ama en çok sokak isimlerini...
şimdi,
geriye dönüp baktığımızda
yıkılan tapınaklara benziyoruz,
bir tarafımız hala kutsal,
geri kalan
tarihin her hangi bir köşesinde
hatırlanmak için
sarhoşları beklemek...
ardından
ayaz
8 Mayıs 2011 Pazar
26 Nisan 2011 Salı
Veda
insan böyle zamanlarda çok büyük cümleler kurmak istiyor nedense;
edebiyat kitaplarına not düşülen hikayeler, kapalı gişe oynanan oyunlar gibi büyülü sahneler düşlüyor...
ben;
böyle zamanlarda hiç konuşamam...
ne başroller bana yazılır,ne de "unutulamayan" replikler benim olur...
ben;
her kelimeyi,çizgiyi ve hareketi hatırlarım böyle zamanlarda,
tavanlardaki lekeleri ezberler,halının desenlerini şifrelerim hafızama...
belki de bu yüzden
ardından yazılan satırlarda hep eksik kalırım
penceremdeki kuşlar hep seyyah
herkes borçlu...
hiç kapanmayacak defterlerin hesabını tutanlar gibi,
yüzyıllık tozları beklerim ben
yağmurlar cesetlerimi çürütür...
herhangi bir öykünün kırık bir köşesinde kalabilmek dileğiyle...
hoşçakal
edebiyat kitaplarına not düşülen hikayeler, kapalı gişe oynanan oyunlar gibi büyülü sahneler düşlüyor...
ben;
böyle zamanlarda hiç konuşamam...
ne başroller bana yazılır,ne de "unutulamayan" replikler benim olur...
ben;
her kelimeyi,çizgiyi ve hareketi hatırlarım böyle zamanlarda,
tavanlardaki lekeleri ezberler,halının desenlerini şifrelerim hafızama...
belki de bu yüzden
ardından yazılan satırlarda hep eksik kalırım
penceremdeki kuşlar hep seyyah
herkes borçlu...
hiç kapanmayacak defterlerin hesabını tutanlar gibi,
yüzyıllık tozları beklerim ben
yağmurlar cesetlerimi çürütür...
herhangi bir öykünün kırık bir köşesinde kalabilmek dileğiyle...
hoşçakal
25 Nisan 2011 Pazartesi
Sır
bana kaç defa hoşça kalmamı söyledi inanın hatırlamıyorum...
zira o hep hikayemizin bittiğini sandı,
bense;
başlamayan satırların bir sonu olmadığına inananlardandım...
geriye
trenler
bir de,
silinmeye
yüz tutmuş
çizgiler
kaldı...
sokak lambalarının bir gece vakti kim tarafından kundaklandığı ise
sır...
zira o hep hikayemizin bittiğini sandı,
bense;
başlamayan satırların bir sonu olmadığına inananlardandım...
geriye
trenler
bir de,
silinmeye
yüz tutmuş
çizgiler
kaldı...
sokak lambalarının bir gece vakti kim tarafından kundaklandığı ise
sır...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)