8 Mayıs 2011 Pazar

Şimdi

şimdi,
geriye dönüp baktığımızda
ne değişti?

şehrin ışıkları,sahtekarlıkları ve orospuları hala aynı sokakta...

bu mevsimde,dilenen çocukların ve azizlerin kaderleri kesişir,sen bazı geceler ağzındaki kan kurumasın diye şarkılar söylersin uzaklardaki denizlere...fırtınaların başka sahillere vurur...

yüklendiğin bütün günahlar bir yalana düğümlenir,kefaretlerin alacak defterlerinin köşelerine işlenir,gün gelir mürekkebinde boğulursun da sesini sadece sokak köpekleri duyar...

gemilerine kavuştuğunda rüzgarlara okunacak mektuplar yaz,benim için...anlattığın masallarda bu sefer kötüler kazansın,satırlarında yağmalanmış kentlerin lanetleri ama en çok intiharının planları olsun...bütün zarfların kanınla mühürlensin...


bazı günler,birilerinden intikam alır gibi,kendi kendini kandırır gibi,cesetlerimi çıkarıyorum saklandıkları yerden.


onlar ki;

bu şehrin
boz arafında
kalanlara benzerler,

ne
cevap
verebilir

ne de
rahatça
çürüyebilirler...

sadece bakarız birbirimize böyle günlerde; görüş günü gibi, bir cenazeyi ilk kimin terk edeceğinin gerginliği gibi geçer zaman... sonrası yağmur...


uzun zaman önce, sabahı beklemeyi bırakanlar gibi tavanları seyretmeye başladım...
ve
ben ne zaman vazgeçsem birilerinden ezberlemeye başlarım,kelimeleri,kemikleri ama en çok sokak isimlerini...

şimdi,
geriye dönüp baktığımızda

yıkılan tapınaklara benziyoruz,
bir tarafımız hala kutsal,

geri kalan
tarihin her hangi bir köşesinde
hatırlanmak için
sarhoşları beklemek...





ardından
ayaz