26 Nisan 2011 Salı

Veda

insan böyle zamanlarda çok büyük cümleler kurmak istiyor nedense;
edebiyat kitaplarına not düşülen hikayeler, kapalı gişe oynanan oyunlar gibi büyülü sahneler düşlüyor...

ben;
böyle zamanlarda hiç konuşamam...
ne başroller bana yazılır,ne de "unutulamayan" replikler benim olur...

ben;
her kelimeyi,çizgiyi ve hareketi hatırlarım böyle zamanlarda,
tavanlardaki lekeleri ezberler,halının desenlerini şifrelerim hafızama...

belki de bu yüzden
ardından yazılan satırlarda hep eksik kalırım
penceremdeki kuşlar hep seyyah
herkes borçlu...


hiç kapanmayacak defterlerin hesabını tutanlar gibi,
yüzyıllık tozları beklerim ben
yağmurlar cesetlerimi çürütür...




herhangi bir öykünün kırık bir köşesinde kalabilmek dileğiyle...

hoşçakal

25 Nisan 2011 Pazartesi

Sır

bana kaç defa hoşça kalmamı söyledi inanın hatırlamıyorum...
zira o hep hikayemizin bittiğini sandı,
bense;
başlamayan satırların bir sonu olmadığına inananlardandım...

geriye
trenler
bir de,
silinmeye
yüz tutmuş
çizgiler
kaldı...



sokak lambalarının bir gece vakti kim tarafından kundaklandığı ise
sır...

23 Nisan 2011 Cumartesi

15 Nisan 2011 Cuma

Mevsim

bütün mevsimler bizimse
bu gökyüzü altında;

varsın
bugünlük
gidememiş olalım
şehrin parklarında

2 Nisan 2011 Cumartesi

Beyaz

Yılın hangi mevsimine yazıldığı belli olmayan hikayeler gibi,kağıt kesikleriyle bitecek bu şehir, bunu sen de biliyorsun!!!

Anlatılamayan hayallerden ziyade kendi ile kavga edenlerin sonları gibi,ilk kim kendi kanında boğulacaksa bu filmde,başrol o olacak...

bütün bunları zaten daha önceden de konuşmuştuk...

şehirlerin isimlerini söyleyememek gibi bir lanete sahip olanların yangın çıkarmaya meyilli oldukları aşikar... mavi vefasızlıklar ve türevleri...

gün gelecek, parmak izlerine kazınacak bu satırlar; söz konusu mürekkep her sabah uyandığında ağzının tadı olacak...

ne zaman ki
ödeyene kadar
kefaretini;
keseceksin
bileklerini

işte;

yılın
o
günü
bahar
olacak...



ve
sen
benden
daha iyi
bilirsin ki
bu hikaye;
beyazla
tamamlanacak.