29 Temmuz 2010 Perşembe

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Not aldım

tarih: 28.07.2010
saat : 13.59

nasıl yağmur yağdığını anlatamam
fırtına çıktı hep buralarda
temmuz sonu ağustos başı
ben bu saatten sonra kolay kolay hiç bir şeye şaşırmam!!!

p.s.
sevgili hava,anlaşmamıza sadık kaldı
"tamam anlaşalım o zaman yağmur olsun ama gök gürlemesin bak" demiştim
gök gürültülerini geri aldı
evat

27 Temmuz 2010 Salı

Sıradaki parça antalyadaki nişanlım müge'ye

mesela bazen istiyorum ki bir şarkı duyduğumda bende yaşıtlarım gibi içleneyim,"yaşanmışlıklarım"ı düşüneyim efendime söyliyim kavuşamadığım aşklarıma ağlayayım,içip içip "allah belanı versin,o yanında ki de turşuya benzio zaten,pılas asla benim kadar sevemeyecek seni,pişman oliciksin" tandansında mesajlar atayım,ağlayayım zırlayayım...

yok!!!
hayır bildiğin yok!!!

bir insan bu kadar meşe meşe yaşamamalı hayatta,ne bileyim böle eften püften konulara da girmeli,az biraz ergenlik acıları çekmeli,böyle bodoslama "koyver gitsinnn annem" tadında nereye kadar ama???

ben de zaman zaman,bazı bazı antalyadaki nişanlım mügeye kral tividen "ashkım senı chock seviorrmmm" diye mesajlar çekmek,sıradaki parçayı kendisine armağan etmek,efendime söyleyeyim salak saçma kıskançlık krizlerine girmek hadi en olmadı eski yaşanmışlıklarıma(!) küfür etmek istiyorum lan!!!

bu ne vurdum duymazlıktır bu ne aymazlıktır...
genciz güzeliz,teğet geçtik nasip kısmet değilmiş,biz zıplamamıza bakalım,bana gerçek acılarla gelin hüleyn kafasıyla nereye kadar bilmiyorum.

aman napıyım yaa,hava çok güzel,deniz var şehrimde,yakında yine sınır değiştireceğim,altı aydır uzaklarda olan döndü,ben ışık saçmayayım da kimler saçsın...

öperim gıdınızdan

p.s.
ashkım seni chock özledim,keshke yanında olsam
evat

Unutursan haber ver

"...
Yalnız ağların arasından elimi, onun kalbine götürdüğüm yer biraz karanlık. Rüya gibi bir resim. Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunu da yapamadık nedense; bir türlü olmadı. Bir koşuşma, durmadan bir şeylerle uğraşma... Neden koşuyorduk, acelemiz neydi? Tavan arasına çıktığı güne kadar, bir şeyin arkasından hep başka bir şey yaptık, hiç durmadık, hiç tekrarlamadık. Sonra köşemde kaldım günlerce; ne yedim ne düşündüm. Sigara içtim durmadan. Evi yaşanmaz bir duruma getirdim sonunda. Bir savaş sonu kargaşalığı sardı her yanı. Düzen içinde yaşamayı bir bakıma sevdiğim halde, dayanılmaz bir pislik ve pasaklılık içinde çırpındım. Belki de böylece kendimi cezalandırmış oldum. Sokağa fırlamak, 'ona' gitmek için, öldürücü bir ümitsizliğe düşmek istedim. Kim bilir? Belki de, kendim için böyle kötü şeyler düşünmemi istersin diye söylüyorum bunları. Fakat senin öleceğini, kendini öldüreceğini hiç düşünmedim. Uzak bir yerde, hiç olmazsa görünüşte sakin bir yaşantı içinde olacağını hayal ettim senin.

...
Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?..."

Oğuz Atay/Unutulan

p.s.
benim;zamanında çok yalnız bırakılanı azat etmişliğim vardır.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

İskarpinlerimden Şampanya İçmek İsteyen???

herkesler bir gün on beş dakikalığına ünlü olacak demiş büyüklerimiz ya, ben yetmiş iki saatle sıramı savdım,artık tacımı tahtımı gençlere bırakıyorum,onların önünü açıyorum biyron efendim...

şöhret beni hiç değiştirmedi korkmamak lazım,fakat bu kadar başarıya doyunca babama telefon açıp "ben bütün unu eleyip eleğini magazin bültenlerine dayayan sen'atçilar gibi bodruma yerleşcam,bana zeki müren'in evine komşu bir ev alsanaa" dedim...
yüzyıllardır benim acayipliklerime alıştığı için iki saat geyik çevirdik kendisiynen.

sonra bodrum'u sevmediğim aklıma geldi,kuşadasına gideyim bari dedim...

tek pişmanlığım,ünlü hit'im,singılım,söz müzik aranjesi bana ait olan çıkış parçam "emo dayı"yı kameralara söylememek...

neyse sen'at halk içündür diyerek ben yine birebir sizlere söylerim bestemi annem...

p.s.

iş bu saçma yazı,3 dakikalık röportaj üzerine feysbuktan deli gibi ekleyip,"ihi mihi çok tatlısın,güzelsin" tandansında ve "seksen yaşından sora senin de ehliyetini alsınlar" içerikli ponekiğe(!) dayalı mesajlarla günlerimi gecelerimi dolduran,beni dumurlara gark eden pek muhterem bay ve bayan insanlara ithaf edilmiştir,ülkemde beynin bedava olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır,evat!!!

23 Temmuz 2010 Cuma

Asabiyim,isyanım var,hepinizi döverim ki,evat!!!

P.S.

hem uzun yazdım,hem çok sinirliyim bak, istersen okuma
kib,öptm,bye
evat!!!


Vay argadaş yaa...
Bu insanlara cidden sinir oluyorum,yeminlen.

Maşalla herkes böyle bir acıların çocuğu,bütün kızlar adeta birer dırama kuini erkekler desen “mahallenin delisi olduğuna bakma,eskiden çok zengin bir doktormuş,bir kızı sevmiş,vermemişler sora delirmiş işte gariban” konseptinde.

Nedir arkadaşım sizin olayınız ???

Hayır tamam,anlıyorum herkesin dertleri,köpek gibi içip,aygırlar gibi höykürerek ağladığı zamanlar,otuz üç gün boyunca evden çıkmadan sadece alkole altlık olsun diye yemek denemeyecek besinler tükettiği zamanlar olur.muhakkak olur,hiç birimiz mükemmel hayatlar yaşamıyoruz ki katıksız uçalım...

Ama bu ne lan???

Herkeste bi ;
-çok yoruldum
-çok acıyor
-gitti/gittim/gideceğim/gidecekler/gittilelelö
-paramparçayım bilemezsin
-zaman unutturacak/herşeyin ilacı/valla ayşegile çok iyi geldi bi dene ayol ayakları...

Teallam ya...

Bu kadar mutsuzsanız,mutsuz olcak işler yapmayın arkadaşım siz de!!!

Alıyorsun karşına “nedir derdin,çok içtin bre çozzuum,yedin bittirdin kendini” diye adeta bir rum meyhane sahibiymişçesine soruyorsun,arkadan tsm tabi ki;

Vay efendim neymiş,”ondan gitmek zorunda kalmış/çok denemiş yapamamış/başkaları varmış/hayatı çok karışıkmış...” bıdı bıdı...

Hay ben senin...

Tamam,insanın hayatı böyle olabilir mümkündir de,ona lafım yok.Fakat bana niye böle ayak yapıyorsun canım evladım???

Eşşek kadar insanlar olduk,aldığımız kararlar,bizim. Yarın öbür gün ölüp, toprağın üç metre altında patlıcaz lan valla, seni de böcekler yiyecek onu da, bir farkınız yok yani... “daha iyilerine layık/aman benden kendisini koruyayım,çok tehlikeliyim” tripleriniz nedir???

Kimse kusura bakmasın “...sonra çiçek olacaksın,ve sonra bir arı gelip sana konacak ve o arı ben olacağım...” diye bir dünya da yok,size konacaklar gayet parazitler neyim... Ölürken bile başrol olma derdindesiniz ya,heh öyle değil işte,o vakit senaryo bitiyor,rolünüz gereği sizi şeyle bir kenara alıyoruz...

Hayır bu kadar büyük trajediler yaratıyorsun bir tarafından,almasaydın öyle bir karar,"yaşanmışlıklarınızı hunharca ,narin cam bir vazo gibi parçalamasaydın zira yapıştırsan bile aynı olmayacak" allah allah.

Allah,yareppim replikleriniz bile aynı...

Birşeyleri bitirmeden kendi kendine aksiyona girip, “ama çok taze acım,alışamadım,geçen yine gördüm böyle saçlarını uçuşturdu,doldurrr be meyhaneci” triplerine girmenin mantığı nedir,çözemiyorum???

Zaten bittiyse,ya da kararının doğruluğuna inanıyorsan ve çok üzülmüşsen git alkol al,arkadaşlarına ağla,arada uzaklara dal,iç, sonra kalk işine git,yeni aşklara yelken aç,alışveriş yap,bayram değil seyran değil enişteni öp...

Bittiyse bitti, sen yapmışsın zaten, ee yapmasaydın daha dün burnunun dibindeydi karşındaki,medeni iki insan gibi konuşurken iyiydi "yaşanmışlıkları" bitireceğiniz...

Bu yaşanmışlıkta nedir,o da ayrı bir olay da bu asabiyetimin konusu değil, bir diğerine inşallah...

Şimdi sen gidip,normal orta düzey aklı olan makul vatandaşın yapmayacağı bir eylem olan; cayır cayır yanan sobaya, koşarak burnunu yapıştırsan,komple yansan, sonra bana gelsen, “çok dertliyim,bak hala acıyo,ama zaman geçirir,zaman alıştırır,zaten çekip bir balıkçı kasabasına gitmek lazım hojam,şehir beni boğuyor,herkes sahte,maskeler,yalanlar bidi büdü...” diye efkar yapmaya kalksan ben sinirlenirim,atarım gelir,ağzını burnunu döverim,ya bi yürü git yaee derim!!!

Bunu yaparım,evat!!!

Herkes birbirinden rol çalma derdinde,herkes çok masum “biz büyüdük ve kirlendi dünya” diye gezmekte,ulan üç gün önce herifi sevgilisinden ayırma planları yapıp,başarılı olduktan sonra aynı şey senin başına gelince nasıl sen büyüdüğün için dünya kirlenmiş oluyor ben de bunu anlamıyorum?!?

Kimsenin derdi olmasın, içlenmesin falan demiyorum, dün takvime baktım misal benim “paramparça” olduğum günden ititbaren 19 (yazıyla : on dokuz) ay geçmiş. Ben de on dokuz ay öncesi bütün geçmişi kaybetmişim, nefes almaya yeniden başlamışım. Ama hiç bir gün aldığım karardan pişmanlık duyup, içip içip aramayı bırak aklımın ucundan geçmedi, şahsın suratını görmek istemiyorum, nefretimin geçtiğini de hissediyorum sırf unutmayayım diye kendime hatırlatıyorum.

Tamam,süper de hiç bir zaman “vay efendim ben hayatı yedim bitirdim, bu acılar beni alemin kadını yaptı,vuhu o bebeğim” demedim. Bir karar aldım, alınması gerekiyordu, gittim –çok seviliyor ya bu eylem- bir daha da dönüp arkama bakmadım.

Bu kadar büyük olmasa da çeşitli kişilerden gitmişliğim,bitirmişliğim vardır bir çok hayatı,hamdolsun. Ama hiçte pişman olmadım, içimde kalanlar olmadı. olacaksam zaten burnumun dibindekini ne diye uzaklaştırayım,dünyayı ters döndürürüm benim olsun diye...

Lan pişman olcaksınız,üzülcekseniz zaten niye bitiriyorsunuz deli mi öptü sizi nedir olayınız,buna kızıyorum???

Kararını verdiysen,negsel yaşa git... sonra ağlamalar, sızlanmalar, alkol masalarında büyük laf etme çabalarına girip, bir takım kelimelerle şairlere özenmeler... belirli sosyal paylaşım sitelerinde "aşk,hayat,ölüm,dostluk vb." konularda bir diğerine laf çarpmalar, en dertli jönün kendisinin olduğunu gösterme çabaları, böyle yapış yapış nasıl irite nasıl saçma...

bu tip aksiyolara girip,karizma yapacaksan, niye arkasından ağlayacağın kararcıklar veriyorsun canım arkadaşım mutlu mesut yaşa git, hayat bu kadar basit!!!

Özetle;
Ne dırama kuinim,hayatı yedim bitirdim,ne de feleğin çemberinden sola dönük burgulu üç tane salto atarak geçtim. büyüdüğümü çok derin iddia edemem,zira "bende büydüm sayılsın amaaa" dediğimde "hadi ordan daha burnunun çok sürtmesi lazım,bu sayılmazzz" diyen insanlarım var...hamdolsun gencim güzelim, dışarısı bahar, yaz güneş... gezerim tozarım, güzellere bakarım,gülerim,kahkaha atarım,ışık saçarım,arkadaşlarımla eğlenirim, türk filmlerine ağlarım,insanları severim,güneşe öpçük atarım,mutlu olunca zıplarım,bissürü yaratıcı sakarlığa imza atarım ve sair saçmalıklara sahibim...

dünyam da kirli falan deil,gayet aydınlık, ağzı burnu falan yerinde hamdolsun...
bir gün kirlenirse de muhtemelen benim entrikalarım,yalanlarım bir takım dolap dümenlerim yüzünden kirlenir,büyüme konusuna ya da diğer insanlara suçu atmayacak kadar da cesaretim ve aklım var!!!

Allahın adını verdim bak,gerçek dertlerinizle karşıma çıkınız ki saygı duyayım kederinize, anlamsız manasız dekorlarla gelmeyin bana, gülüyorum sonra şekerim çıkıyor bak.

Bu ne evladım,ne yapıyorsunuz rica ederim herkes kendi evinin önünde oynasın!!!
EVAT!!!

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Yaz

mevsim normallerinin
neresinde
olduğumuz
umrumda değil!!!

yağmur sonrası
bu kadar nem
yakında
tüm cesetlerimizi
kokutacak
göreceksin.

hazırlıklı olanlar
çoktan
yosun tuttu
iyi bak!!!

o zaman
ben;
tüm
geç kalanlar
ve
asiler için
bir şişe daha
açayım...

-sahiden
içlerindeki
imdat notlarını
içmediğime
inanmış olamazsın-

namluyu
üçüncü ağaca
çevirelim;
bu yaz
hiç dalgalanmadan
bütün masaları
yakalım!!!



Madiden Şerefinize!!!
çok janti beyler
pek makyajlı bayanlar...


210710

20 Temmuz 2010 Salı

Nokta

Ben istesem;

tüm asfalta karşı içenlerin
enselerine,
üç el ateş eder;
cenazelerinde de
en fazla ben ağlarım.

yağmurun failini
meşhur kılar,
en sevdiğim ağacı
meçhul bir sokakta
tanık yazarım.

kimse bil e mez.


Ben istesem;

kelimelerimi çalanları,
yedi iklim
dört kıta
en kalabalık firkatlara
mülteci kılar;
saçlarımı yakar,
küllerini
sonsuz bir sürgüne
hapsederim.



Ben istesem;

üçüncü çoğulların
geçmişlerinden
fazla kırmızı
bir intikam alırım...


şehir korkudan ışıklarını saklar.

Üç tane noktalılardan

temmuzun ortasında sağanak yağmurun altında ıslandıysam bugün...
başımıza gelenlere neden hala şaşırma eğilimindeyiz,anlamıyorum...
devran değişti(rilmekte)...
büyüklerin bize anlattığı dünya,gözümüzün önünde yeniden yazılıyor...
göz göre göre,gözümüzü bürüyen dekor değiştiriliyor,tüm mirasımız erirken.
geceler boyu sarhoş naralarıyla rahatsız ettiğimiz o gök cisimlerinden arsa kapatma peşindeyken insanlık...
hala bize olanların hüzünlü hikayeler olduğunu iddia edecekseniz,sizi biraz bekleteceğim.
geçmişimi kaybetmemle aynı evrene mi geldi bu zaman kaymaları,onu da bilmiyorum...
hepsi benim suçumsa,köşeye çekilir,saçlarımı savurur,hepinize de gülerim bunu biliniz...
hem sahi nerede o eski bayramlar,sayın adi beyler,çok sahte bayanlar???


nişantaşı yağmurunda ıslanırken...
yüzeyselliğin kıyılarında
sayı 13
sayfa -tabi ki- 3
20072010

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Ağır

Nakaratlarını sevmediğim şarkılar, bana nefes aldıran şehirler, korktuğum doğa olayları var.
Öğrendiklerim var, kıtalararası zamanda, gidilmiş bir şehrin en ışıksız gece yarısında keşfettiğim...
Asla bir insanın tanınamayacağını iddia eden ben öğrendim ki, biz neysek öyle seviyoruz... Sevgimiz derin çekilen nargilenin dumanı gibi, içimizden nasıl üflüyorsak öyle şekil alıyor.

Naif olanlar; güzel, yormadan, iyileştirerek, iyi gelerek, ışık açarak...
Kıskanç olanlar; kendilerini tamamlayamadan bir başkasına göz dikecek kadar bencilce...
Umursamayanlar; farksız, unutulmaya tenezzül edilmeyecek şekilde tüketilerek...
Sadık olanlar; gerçek en derinden ve yıllar sonra şükranla anılacak şekilde...

ve

Tekinsiz olanlar; dalgalı, makamların en feryat figan susan saba uykularınızı bölerek...

Seviyorlar.
Korkakları susacağım...

18 Temmuz 2010 Pazar

Ran

"...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..."

16 Temmuz 2010 Cuma

Sabah

Çiçek açıyorum.
Aklımda eski bir şarkı.

"...
ne geçmiş tükendi ne yarınlar
hayat yeniler bizleri
geçse de yolumuz bozkırlardan
denizlere çıkar sokaklar..."

Evat!!!

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Gitmek Güzeldir

Böyle olmamak için hep gitmek en önemlisidir hayatımın...
ve hep söylerim; "gitmek güzeldir"

*******

"İnflak... Tabi ya, aynen öyle... Gitmem gereken bir çok zamanda gidemedim ben. Kimi zaman O gitsin diye bekledim. Söylenecek son sözleri diyemediğimden yüzüne o türlü bakmayı beceremediğimden. Bazıları hep yaralıydı, bir de ben bırakıp gidemedim. Evvel zaman gitmişlerden, dönüşünün muhteşem olduğunu sanarak dönenler oldu. Zaten bir yere gitmediğimden beni yine braktıkları yerde buladular, kapılarımı kilitleyip kaçamadım. Onlarca kez atılma durumuna geldiğim bir okulda inatla okudum. Beceremeyip de yenilip gidersem olmazdı. Kimi zaman, batan bir gemiyi en son terketmenin acıklı artisliğine özendim. Fareler önden tüydü, ben kendimi kamarama kilitleyip o gemiye öyküler yazdım. Sonunda hayalet gemilerim oldu, ruhları çoktan gitmiş bir kaç tane de cesedim."

Atilla Atalay
Gitmek İsteyenlere

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Muhakkak

Hiç birimiz,
Bir diğerinden;
Daha az çirkin değiliz
Bu rüzgar altında...

Şehir...
O hepimizden güzel...

O zaman;
Bütün asilere saygı için;
Her sokakta öpüşmek lazım.

9 Temmuz 2010 Cuma

Lacivert




"müjgân!
etme müjgân, gitme. bırakma beni, öldürme nolur.
bak, nışan yüzüklerimiz hazır, aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız, kiralık gelinliğin, her şeyler, her şeylerimiz hazır..."

Evat

"Fintasfenkinör"