31 Ocak 2011 Pazartesi

bu gece
şehri
öyle sustur;
öyle sustur ki
kırılan kemik sesleri
ve
anlatmadıkların dışında
hiç bir şey duyulmasın...


biliyorum
sen
yaparsın

30 Ocak 2011 Pazar

23 Ocak 2011 Pazar

Eksik

- tüm cesetlerine söyle;
karargahlarından çıksınlar...
başka bir kıtaya taşınıyoruz.-



Sonra bütün ateş(ler) söndü...

mevsim;ilk önce yaralı olanları öldürdü,ardından ağıt yakanları fişledi.kimse sesini çıkaramadı bu mavi gök gürültülerine.zamansız ve tekinsiz olan her şey şehir tarafından kutsandı kırmızı ve kör bir aralıkta.en fazla çocuklar yağmaladı pas tutmuş kapıları ama hiç açılmadılar...

apansız rast gelmek gibi ışıkları hiç sönmeyen bir pencereye,geçti kış...

söylen-e-meyenlere yedi koca düğüm atıldı ve yedi çingene lanet okudu körelmiş kuşatmaların üzerine...

boş bardaklarda oyunlar söndürüldü,hangi masada kimin yalanına daha fazla tanık toplandıysa,o kazandı...

apansız gelen mektuplar gibi bitti yollar.denizler kurudu ve yolcular inecekleri peronları şaşırıp yüz yıllık uykularına daldılar.

kimsenin aklına kuşlar gelmedi fakat çığlıklarındaki beddualar bir gün sabaha karşı tuttu.yüreklerindeki intihar susunca önce şairler ve evsizler hissetti,ardından tüm ağaçlar kül oldu,gemiler dönmedi...

şimdi;
bu hikayede
kırık dökük
biri yazlık
biri kışlık
iki veda
ve
tamamlan-a-mayan parçalar var.

ya
sen tamamla
ya da
sök bu odanın duvarlarını...

tuğlalar şahidimiz olsun
tüm yalanlarımıza...

21 Ocak 2011 Cuma

"Ne demek istediğimi sahiden anlıyor musun?” Anlıyordum. İki karışlık mesafede, birbirimizi göremeden uzanmıştık. Kaç kişi olduğumuzu bilemeden uzanmıştık o karanlıkta, yanımızdaki ölülerle beraber uzanmıştık. Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır. Yaşayanlar bir sigara yakar."

Emrah Serbes

15 Ocak 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük

UYARI!!!
-içerideki ses sistemi aşırı derecede kişisel mızmızlanma içermektedir


ay tanrım çok hastayım,o kadar hastayım ki içim çekiliyor. ve tabi ki murphy yasalarını sektirmeyen yaşayan bir zat olarak ayın 18inde çok önemli bir sınavım var. en son geçen sene bu kadar ağır hasta olmuştum,serum falan takmıştı doktor arkadaşlarım ve yine sınav dönemimdi.yarın hastaneye gidip serum yiyecekmişim,öyle buyurdu yüksek zatlar.
nefret ediyorum iğne,serum,neşter ve türevlerinden...aşırı derecede korkuyorum,tırsıyorum,ağlayasım geliyor ki ağladığım da görüşmüştür.

ben hasta olunca,moralim bozulur,depresif olurum,mıyıldanırım,şefkat isterim,kedi gibi olurum ama bu sefer o kadar hastayım ki moralimi bozamıyorum bile,her tarafım ağrıyor falan filan...

bi de konumuzla alakası yok ama birini unutmak,aklımızdan çok iyi bildiğimiz bir şarkının notalarının uçup gitmesine benziyor bence...

son dakika saçma sapan tespitimi de yaparım,kendinize dikkat edin annem,sevin accık beni,evat
yerimiz iyi,yerimiz güzel çok şükür

13 Ocak 2011 Perşembe

2 Ocak 2011 Pazar

Mavi

ve tüm cesetlerini kalabalık yapmasın diye kışlıkların arasına kaldıran bir figüran gibi bekliyorum mevsimin değişmesini...

saygı değer dostum;bizi dinlerken lütfen en soylu yalancılar tarafından yağmalanmış parkları,geceyi yeterince aydınlatamadılar diye ateşe verilen sokak lambalarını ve ağıtlarını susan peronları görmezden gel...

çünkü biz çocuklarımız bileklerindeki kandan vazgeçtiğinden beri masallar anlatıyoruz bu şehrin sokaklarına,gökyüzü sırrımıza ortak ve alabildiğine kırmızı...fahişeler ki gerçek sahibidir asfaltların,tekinsiz olanların lanetlenmelerine müteakip gökten düşen elmaları çaldılar...son kalemizi de kadim katillere rüşvet olarak verdik...

şimdi sen,kimseye doğru düzgün veda etmeyi beceremediğin için kendi kalabalığında boğulduğunu anlatıyorsun çiçekli balkon sahiplerine...


majestelerinin de dediği gibi; gitmeye yakın bütün falların kendini doğrulayacak buna hazırlıklı ol...verdiğin tüm sözleri ceplerine doldur,serimlerini çöz ve tüm düğümlerini toprağa göm... sonra, bana şehrin ölümle kutsandığı mutlu hikayeler yaz ama bu sefer kötüler kazansın...


sevdiğimiz film replikleri gibi perdelere son kez ve çok iyi bak ama kemiklerinin kusurlarını yabancılara anlatma dostum,gün gelir parmak izlerini unutursun diye sakın bu gece...



yine,
yanlış anlıyorsun...
hikayemiz
bitseydi
kuşlar
haber verirdi...

1 Ocak 2011 Cumartesi

Altay'a

Ve ben sana dünyanın en mükemmel satırlarını yazmak isterdim...

Sen ki hayatımda aldığım en güzel mektupları yazan,ayrı kıtalardaki lablerde neler olduğunu bana anlatan,tüm peronların en sevdiği adamsın...

Bana anlattığın şehirler ve dinlediğimiz onca şarkıya rağmen sadece birinin nefesimizi kesmesi... notaların ardındaki öyküler... ve sahip olduğumuz sokaklar... hepsi seninle güzel,hepsi senin varlığınla huzurlu...

Beni değiştirdin,bunu sen de biliyorsun;bu satırları bir deftere yazıyorum,yine senin tılsımınla...

Anlatamadığım,söyleyemediğim ne varsa,fotoğraflarımızda saklı...

Nice piknikler,kahkahalar,kameralar,ülkeler ve yabancı sokak lambalarının ömrümüze girmesi dileğiyle....


Naz
Rue de l'ancienne Comedie/ Ankara